Saturday, 28 September 2013

FEEL - ROBBIE WILLIAMS


Öyle bir şarkı çalıyor ki bazen...
Onu yolda yürürken dinlediğime inanamıyorum.
Bir yere gidiyor olmamalıyım, beni bekleyen olmamalı, aklım bir yere takılıp kalmamalı...
Tek işim o şarkıyı dinlemek olmalı.

Cebinden bir parça kağıt çıkarıp hatırlaman gereken bir şeyi not almak gibi eski bir şarkıyı dinlemek.
O an için hatırlatır kendisini, bir süre sonra yine unutturur.
Yerini belki yarın yapacağın işe, belki dün söyleyemediğin laflara, belki de eski kırgınlıklarına bırakır.

Beynin sağ tarafı "an"dadır, sol tarafı ise "geçmiş ve gelecek" kaygısındadır.
Sağ taraf, olduğu anda kalmak isterken; sol taraf, beyni söz konusu anın öncesine ya da sonrasına götürmek ister. Sol taraf bilmez ki; bazen "bir an" bir şarkı uzunluğunda, bazen 500 sayfalık bir roman kalınlığında, bazen bir çocukluk boyunca sürer. 

Sadece bazı insanların değil, bazı anların da kendilerini unutturmamak istediğine inanırım hep. 
Rüyana girer, bir köşe başında karşına çıkar, hiç tanımadığın birinin bir cümlesinden selam çakar. 
Tadını asla unutamadığın o anlar, bazen dön geriye, bak ister.
O zamanlar, sağ tarafın sol tarafı yendiği ender zamanlardır.
Beyin için artık ne geçmiş vardır ne de gelecek.
Zaman geçmez, dem kalır. *

Feel by Robbie Williams on Grooveshark

* "Ne geçmiş var ne gelecek, dem bu demdir barışalım" dan ilhamla - Mazhar Alanson, Dünya bu Dünya

** Melike Aban'ın istek şarkısıdır. 

*** Foto: Irene Becker


Friday, 27 September 2013

STOMPA - SERENA RYDER



Bir süredir yaptığım gayri resmi ve gayrı ciddi araştırmanın, hiçbir bilimsel, sosyolojik ve psikolojik temele dayanmayan verilerini derledim. Evet, biraz boş zaman bulmuş olabilirim. 

Her 10 kişiden 5’i hem teknik direktör hem de başbakan hem komplo teorisyeni hem film eleştirmeni hem müzik eksperi hem yaşam gurusu hem entellektüel hem gurme hem de aktivisttir. 

Her 10 taksiden 8’i karşının taksisidir.

Her 10 kişiden 5’i “aha şuraya” yazmaktadır.

Her 10 fikirden 8’i daha önce kesin birinin aklına gelmiştir.

Her 10 kişiden 6’sı, başkasında eleştirdiği şeyi kendisi yapmaktadır. 

Her 10 futbolcudan 9’u önündeki maçlara bakmaktadır.  

Her 10 politikacıdan 9'u sözün bittiği yerdedir. 

Her 10 Türk yemeğinden 9’u soğanın pembeleşinceye kadar kavrulmasıyla yapılır. 

Her 10 kişiden 7’si oraların yabancısıdır.

Her 10 kişiden 9’u her şeyi çok bilmektedir.

Her 10 dedikodudan 8’i “benden duymuş olma ama” diye başlamaktadır.

Her 10 adresten 7’si ışıkları geçince ilk soldadır.

Her 10 kişiden 6’sı her gün kitap okumaktadır.

Her 10 kişiden 5’i aylar boyunca aynı kitabı okumaktadır.

Her 10 istisnadan 5’i kaideyi bozmaktadır.

Her 10 akılsız baştan 4'ünün cezasını ayaklar çekmektedir.

Her 10 kişiden 9’u hep çok haklıdır.

Her 10 kişiden 8’i haklıyken haksız duruma düşmüştür.

Her 10 kişiden 9’u Serdar Ortaç’ı sevmemektedir.

Her 10 kişiden 9’u Serdar Ortaç şarkılarını ezbere bilmektedir.

Her 10 dükkandan 7’sinin aile salonu vardır.

Her 10 hikayeden 6’sı “bir arkadaşın” başına gelmiştir.

Her 10 kişiden 8’i fikir özgürlüğünü savunur.

Her 10 kişiden 8’inin başkasının fikrine tahammülü yoktur. 

Her 10 kişiden 8’i Pazartesi günü kesin diyete başlayacaktır.

Her 10 kişiden 9’u genelleme yapmaktadır.

Her 10 kişiden 8’i mükemmel bir hayata sahip olduğunu gösterir.

Her 10 kişiden 1’inin hayatı mükemmeldir.

Her 10 kişiden 6’sı mükemmel bir hayat diye bir şeyin olmadığını bilir. 

  

Monday, 16 September 2013

FAIRY TALES - CAYETANO




İnsan, çoğu zaman kendi başına hayal eder bir şeyleri. 
Bir şey yapmayı, bir yerde olmayı, bir şeyleri değiştirmeyi ya da sadece bir anlığına kaçmayı.
Gelir, bir başkası öznesi bile olmadığı o hayali kırar.

Çok tuhaf değil mi?      
Tane tane kumu suyla birleştirmek, güneşin altında üst üste yığdığın çamura küreğinle şekil vermek ve sonra belki de hiç tanımadığın birinin saatlerce uğraşıp yaptığın kumdan kalene basıp geçmesi gibi bir şey hayalkırıklığı.

Hayal kurmanın ünlemi “keşke”
Hayalkırıklığının bağlacı “meğer”

Hayal kurmak çok bireysel.
Hayalkırıklığı en az iki kişilik.

Ve belki bazen çok daha kalabalık.
Kalabalık olunca daha zor.
Kimin hangi parçasını kırdığını anlayamaz, parçalara bakar kalırsın çünkü. 
Hayalkırıklığının bile yalnızlığı makbul.

Keşke kendi kurduğu hayali, sadece kendi kırabilse insan.
Kendi kırabilse ki, kırdığından daha güzelini kurabilse.
Ya da kendi vazgeçse.

Ve fakat bazı anlar, hayalinin bile umrunda değilsindir.
Hayal, onu kimin kurduğu ile ilgilenmez; kendisini kimin kırdığını hatırlar.

Zaten en güzel hayaller romanlarda olur. 
O hayalleri kıranlar da romanın sonunda mutlaka cezasını bulacak olan kötü adamlardır.

Hayat da, kötü adamları ilk satırdan belli etmez.
Sonuna kadar okuman gerekir.