Thursday, 28 February 2013

HOW AM I DIFFERENT - AIMEE MANN



Bu aralar, insanların, durumların ve kavramların “çok”luğu ile yıldığımı ve bazen baş edemeyerek altında kaldığımı fark ettim.

Bir şeyin; misal bir alışkanlığın, bir insan tavrının ya da bir kavramın sıfatı “çok” olunca, karşındakinin seni anlaması ve sana yaklaşmasını azaltıyorsun fark etmeden.

Mesela, çok ısrar edince karşındakinin ilgisini azaltıyorsun.
Çok hırslı olunca karşındakinin sana olan saygısını azaltıyorsun.

Ne kadar çok olursan, o kadar azaltıyorsun beklediğin şeyi. 

Çok sevmeyi, çok sevilmeyi, bir şeyi çok istemeyi konu dışı tutarak azı da yetebilen şeylerin çokluğunun yersiz ve sevimsiz olduğunu düşünüyorum.

“Sen de çok oluyorsun artık!” isyanının temeli belki de budur.
Az ol demek istiyoruzdur belki de, “çok olduğunu” düşündüğümüz insanlara, durumlara.

Çokluğunu gözüne sokarak, yaşadığı-hissettiği-inandığı şeyin çokluğuyla seni boğan insanlara, durumlara bazen bir sus demek istiyorum. Bir sus, biraz az ol.

Çok konuşanlara, çok bağıranlara, çok bilenlere, çok söylenenlere, çok ağlayanlara, çok abartanlara, çok yalan söyleyenlere, çok akıl verenlere, çok eleştirenlere, çok dedikodu yapanlara, çok boş vakti olanlara, çok yukarıdan bakanlara, çok başka olduğunu sananlara, çok hırslılara, çok inatçılara, çok ısrarcılara, çok haklılara, çok yalnızlara, çok mutsuzlara, çok anlatanlara, çok susanlara, çok izleyenlere, çok meraklılara, çok burnunu sokanlara, çok iddialılara, çok kızgınlara, çok paniklere, çok güvensizlere, çok atıp tutanlara, çok baskı yapanlara, çok ortada dolananlara, çok ilgi bekleyenlere, çok küfredenlere…

Az olun.
Olamıyorsanız, az geride durun.

Hem ne demişti yazar? 
"Az dediğin, küçücük bir kelime.
Sadece a ve z.
Sadece iki harf.
Ama aralarında koca bir alfabe var.
O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var.” *

 

How Am I Different by Aimee Mann on Grooveshark

* Hakan Günday, AZ