Thursday, 30 May 2013

CEVİZ AĞACI - CEM KARACA



Ben bu dünyaya; eşi dostu görmeye, okuyup yazmaya, bir iki kadeh içip laflamaya, denizi görünce annemi görmüş gibi sevinmeye, babamla balık yemeye, üç beş kulaç atmaya, ağaçlara bakıp hayran olmaya, güzel şarkılar dinlemeye, çiçeklere su vermeye, gördüğüm her köpeğin ismini sormaya, yeğenimle koşmaya, çıplak ayakla kumda yürümeye, iyi kitaplar okumaya, bakmaya, görmeye, dinlemeye, öğrenmeye, susmaya ve gördüklerime, tanıdıklarıma, yaşadıklarıma teşekkür etmeye geldim. Muhtemelen geldiğim gibi giderim. 

Peki, sen niye geldin? 
Her fırsatta nefret saçmak için mi? Senin gibi olmayanı dışlamak, yıldırmak için mi? Aynı fikirde olmadığını kendine düşman ilan edip ömrünün sonuna kadar savaşmak için mi? Açık aramak; bulduğunda kınamak için mi? Hazır olda bekleyip laf sokmak için mi? Kendi zekanla, kendini alemin zekisi ilan etmek için mi? Hiç bıkmadan her gün yalan söylemek için mi? Hiç tanımadığın, tanımaya zahmet etmediğin insanlara zarar vermek için mi? Bir şekilde ele geçirdiğin iktidarınla ezmek için mi? Herkes seni sevsin diye şekilden şekle girmek için mi? Kendinden başkasını beğenmemek için mi? Para ya da elde edeceğin herhangi bir çıkar uğruna her şeyi yapabilecek kadar delirmek için mi? Ahlaktan nasibini almadan ahlak nutku çekmek için mi? Takdir eden çıkar belki diye kapı kapı dilenmek için mi? Dikkat çekmek, dikkat dağıtmak, kendini illa birilerinin gözüne sokmak için mi?

Sen bu dünyaya niye geldin güzel kardeşim?
Sen de bilmiyorsun değil mi?
Bu korkunç hallerin, bu ızdırabın, bu hırsın, sağa sola saldırman, kendini çok önemsemen ve bu çaresiz yalnızlığın hep bundan.

Biliyor musun?
Ortalama 80 küsur sene yaşayıp gideceksin.
Sana hiçbir şey kalmayacak.
Yanında kendi ateşini ve eğer şanslıysan bir iki dostunun duasını  götüreceksin.
Yaşadığın yanına kâr, yaşamadığın kursağında kalacak.
İşte bu yüzden kütük olma güzel kardeşim, ağaç ol, ağaç!
Baharda çiçeklen, dallarından meyveler taşsın, gölgende çocuklar oynasın, gövdene düşenler yaslansın, yaprakların her güz kızarsın, her yaz yeşersin, kökün toprakta, başın gökte olsun. 
Dimdik ol, eğilip bükülme kimsenin karşısında.
Kendi hırsın bile bükemesin belini. 

Dünyaya neden geldiğinin cevabını bulamayacaksın biliyorum.
Sen bulana kadar sıkmadığın can da kalmayacak.
Kütük geldin, kütük gideceksin.
Hangi ağaçtan koptuğunu bile merak etmeyeceksin. 
Bari git bir yüzünü yıka, bir tane güzel şarkı dinle, kendine bir kahve yap sonra kaldır kafanı bulutlara bak.
Gördün mü bulutları?
Hah işte o bulutlar senin değil ya, asla olmayacak ya, oh olsun sana!





No comments:

Post a Comment