Saturday, 15 December 2012

MATERIAL THINGS - NNEKA


Hava çok soğuktu ve Lizbon sokaklarında pek kimse yoktu.
Küçük dükkanın önündeki masada oturan çift, hesabı ödeyip kalktı.
Çiftin kalktığı masanın temizlenmesini beklemeden bir sandalye çekip oturdum. 
Daha sipariş veremeden bir adam belirdi yanımda.
Tabaklardaki yarım kalmış yemekleri işaret etti.
Gayet düzgün bir İngilizce ile alıp alamayacağını sordu. “Tabii” dedim.
Ne istiyorsa rahat rahat alsın, utandırmayayım diye başka tarafa baktım. 
Kafamı çevirdiğimde gitmişti. 
Dükkan sahibi Portekizce söylendi, ben İngilizce omzumu silktim. 


Hava çok soğuktu ve Porto Cruz’da Galatasaray formalılar dışında pek kimse yoktu. Orta yaşlı sevimli bir çiftin turistik eşya satan dükkanında muhabbet döndü dolaştı ekonomik krize geldi. 
“Gençler kaçıyor ülkeden, sürekli eylem var ama aksiyon yok. Bu hükümet de Avrupa Birliği de bitirdi bizi” dedi kadın. “Yunanistan kadar kötü durumdayız” dedi adam. İngilizce dertleştik, biz Türkçe üzüldük. 


Hava çok soğuktu ve Braga stadının girişi kalabalıktı.
Avrupa’nın türlü şehirlerinden akan gurbetçilerle fiziksel ve psikolojik mücadeleyi hükmen yenik kapattık. Manchester’dan gol haberi gelmedi.
Maçı güç bela aldık, Türkçe sevindik, Portekizce üşüdük. 

Lizbon’u şıkır şıkır giyinmiş genç kızların, yüksek sesle konuşan genç adamların şehri sanıyordum.

Porto’yu sokaklarında insanların şarap içip dans ettiği bir şehir sanıyordum.

Braga’yı bir şey sanmıyordum, bilmiyordum; sanmadan, bilmeden geçtim gittim stadının yanından.

Gittiğim her şehirde, kendimi oraya ait hissedecek bir şey mutlaka bulurum. 
Portekiz sınırlarında hiçbir şey bulamadım. 
Belki de hiç aramadım bilmiyorum.
Ben seni bulamadım Portekiz, sen beni bulursan seslen yine gelirim.


İlk fotoğraf Lizbon sokaklarındaki grev çağrılarından, ekonomik kriz isyanlarından.

İkinci fotoğraf Porto’dan.

Son fotoğraf malum, Braga’dan, Galatasaray tribünden.



No comments:

Post a Comment