Thursday, 8 November 2012

AURORA - ARUN GHOSH



Bazı geceler ben önce salağa yatıyorum.
Mesela, daha az biliyor gibi yapıyorum.
Gördüklerime, hissettiklerime değil bana söylenenlere inanmış gibi yapıyorum.
Biri, “kandırdım”, “ikna ettim” sanıyor, yutmuş gibi yapıyorum.
Diğeri, uzaktan taş atıyor, kafama geldi sanıyor, öyle sansın diye ses etmiyorum.
Bir başkası, sinsice etrafımda dolanıyor, varlığını gözüme sokmak için girmediği hal kalmıyor, görmemiş gibi yapıyorum.
Bir diğeri, işi düşünce arıyor, aradığında mutlaka istediği bir şey olduğunu biliyorum, bilmiyor gibi yapıyorum, gönlü oluyor.

“Büyüklük bende kalsın” mavrasından değil, uğraşacak halim olmamasından.
Cevap veresim, mücadele edesim gelmiyor.
Bir zaman önce biri bana “sen, beni; benimle kavga edecek kadar önemsemiyorsun” dediğinde bunu kast ediyordu belki. 

Bazen umrumda olmuyor, olsun diye uğraşıyorum ama sonra umursamaya üşeniyorum.
Onun yerine salağa yatıyorum mis gibi.
Ben sağ, ben selamet. Valla çok iyi geliyor.

Varsayımdan ibaret hayatları, yersiz fantastik edebiyatları, 200 kelimeyle sınırlı  agresif lügatları, türlü dramalarla meşrulaştırdıkları yalanları, kendilerini haklı çıkarmak için attıkları taklaları, dikkat çekmek için “daha ne yapsam?” diye deliren halleri, ihtimalsiz ihtirasları ve ne yapsalar asla dinmeyecek yalnızlıkları rüyama girmiyor.

Salağa yatarken bazen acıyorum da, yatağıma yatarken gram üzülmüyorum.
"Yok" sayınca "yok" oluyorlar; yoksayabildiğime mesai veremiyorum.
Sonra bir anda uykum geliyor, uyuyorum.






No comments:

Post a Comment