Tuesday, 4 September 2012

DREAMER - S-TONE INC


Kendimi en güvensiz hissettiğim yerler sırasıyla; banka, noter, kuaför, market, alışveriş merkezlerinin beyaz ışıklı mağazaları, semt pazarları ve minibüslerdir.

Bankada anlamayacağım bir şeyler söylerler, ben salak gibi görünürüm, "şimdi nasıldı o faizler acaba?" gibi bir şey derim ve bana çaktırmadan arada sigorta filan satarlar diye,

Noterlere sırf gıcık olduğum için - kim olduğumu permalı bir kadına onaylatmak koyuyor bana-

Kuaförde, saçımı araba camı fırçalar gibi yıkayan 18 yaşındaki, tuhaf saç kesimli kalfalar ve sinirli manikürcülerden çekindiğim için - bazen çalışanları azarlayan kadınların negatif enerjisinden bıktığım için (hayır, saçının önü daha az dalgalı oluversin, ne olucak? ne bağırıyosun?)

Markette ne alacağımı unuttuğum ve almam gereken şeyleri almadan eve dönmeyi başardığım için - evde niye üzerinde penguen olan bir kavanoz var hiç bilmiyorum.

Beyaz ışıklı mağazalarda migrenim azdığı ve kötü müzikleri yüzünden ihtiyacım olan hiçbir şeyi doğru zamanda alamadığım için - indirim zamanlarında pazar yerine dönen tezgahlarda "önce ben gördüm taaam mııı?" oyununu beceremediğim için-

Semt pazarlarında "gel abla gelll, 2 Lira olduuu!" diye bağıran satıcılardan ve kalabalıkta sürüklenip kendimi bir anda Gebze'de filan bulurum diye korktuğum için

Minibüslerde, arka sıralardan omzumu dürtmek marifetiyle "iki kişi uzatır mısınız?" dendiğinde önce bana dokunulmasına gıcık olduğum; sonrasında elalemin parasının üstünü kendi parammış sorumluluğuyla takip ettiğim ve gerildiğim için - şoförü dikiz aynasından kesmek suretiyle- ve sinirle sorulan "bozuk yok mu?" sorusuna her seferinde gergin gergin sırıtarak karşılık verdiğim ve "Yok! Zaten boz diye verdik ulan!" diyemediğim için.

Kendimi güvende hissettiğim yerler, güvensiz hissettiklerimden daha çok olabilir.
Bu yerlerin başında kitapçılar, müzik cd-plakları satan dükkanlar ve deniz gelir.

Kitapçılarda, kuaförlerdeki saç dipleri siyah, geri kalanı sarı olan kadınların yaşadığı "Harun yok mu ya? Geçen sefer iki ton açık balyaj atmıştık, bu renk hiç olmadı off ya!" artistliğinin bir benzerini yaşama fırsatı bulurum.

Best seller yığınına hiç bakmadan ve hatta bazen sırf gıcıklık olsun diye "hey allahım" bakışı atarak hakimi olduğum raflara doğru ilerler, yazar/kitap ismini yazamayan bir arkadaş olursa, klavyeyi seve seve devralır, aradıklarını bulamayanlara yardım ederim. Öyle bir "dükkan benim" hali vardır üzerimde.

Ve kendimi en güvende hissettiğim yer -ailemin evinden sonra- denizdir.
Zaten bence insanın kendini en güvende hissettmesi gereken yer denizdir.
Seni taşır, kaldırır, altından balıklar, üstünden bulutlar geçer.
Kimse seni dürtüp "ablacım az yana kay, kıraçalar geçiş yapacak" demez.
Batarsın, çıkarsın, hoplarsın, atlarsın; deniz "gık" demez.
Akşam saatleri olunca mekanda son masa kalmışsın da tepende bir garson dikiliyormuş gibi "haydi kapatıyoruz" bakışı atmaz.
Ne giydiğinle, saçının şekliyle, ne kadar yüzebildiğinle ilgilenmez.
Rezervasyon istemez, orada para-pul geçmez, sıra beklenmez.
Bir gün "su çok soğuk" başka gün "ay çok sıcak" demene bozulmaz.
Ve denizde herkesin boyuna göre bir yer vardır.
Ve boy verebildiğin her yer güvenlidir.

Dreamer by S-Tone Inc. on Grooveshark
* Fotografı, Bozcaada'daki Habbele Koyu'nda çektim.





1 comment:

  1. Altından balıklar geçer gıdıklar topuklarını, üstünden bulutlar geçer okşar saçlarını! :)

    ReplyDelete