Friday, 3 August 2012

I WOULDN'T CHANGE A THING - MATT DUSK


Sana asla sayısal loto çıkmayacak.
Yılbaşında aldığın piyango biletine "amorti" bile isabet etmeyecek.
Metronun kapısı tam sen binmek üzereyken kapanacak.
Hangi şeride geçersen o şeritte trafik akmayacak.
Senden daha yeteneksiz olanlar daha iyi yerlerde olacak ve hep senden daha az çalışıp daha çok kazanacaklar.
Neyi sevmiyorsan, kimi sevmiyorsan burnunun dibinde bitecek ve kaçamayacaksın.
Bankadaysan işlem sırası sana geldiğinde veznedeki kadın kalkıp gidecek.
Yağmurlu bir günde kimse taksi bulamayacak, sen zaten bulamayacaksın, onlarcası üstüne su sıçratıp geçecek yanından.
Deniz, sen girince dalgalanacak.
Sen maçı açtığında takımın gol yiyecek.
En gerekli şeyini, en gerektiği zamanda kaybedecek; anlamını yitirdikten sonra bulacaksın.
Bir şey yapmaya karar verdiğinde, birçok şey ters gidecek ve hevesin kursağında kalacak.
Senin şansın hep daha az olacak ve bunu bilerek yaşayacaksın.
Ve bundan hiç şikayetçi olmayacaksın.

Dünyaya, diğer insanlardan daha şanslı olarak geldiysen...
Kader ya da şans ya da Tanrı, seni iyi bir ailenin kollarına verdiyse...
Sana ayakkabı alınması için mesela, ay sonunu beklemen gerekmediyse...
Yemekten önce mutfaktan kızarmış patates aşırmana kimse kızmadıysa...
Bronşit olmana rağmen Galatasaray maçına gitmek için yanıp tutuşuyorken, baban bilet parasını yatağının baş ucuna bıraktıysa...
Yazları bol bol serserilik yapma hakkın olduysa...
Tonlarca kalemin, kitabın olduysa ve hiçbiri için harçlığından artırman gerekmediyse...
Annen seni düğünlere, komşulara onunla birlikte gitmeye zorlamadıysa...
Dersaneyi asıp tiyatroya ve kitapçılara kaçtığını gizlemen gerekmediyse...
Hiç yalan söylemek zorunda kalmadıysan...
Hiç hile yapmak zorunda bırakılmadıysan...
Senin adına kararlar alınmadıysa...
Kimseyle yarışman, kimseyi geçmen beklenmediyse...
Anne-babanın senden tek beklentisi "mutlu" olmansa...
Her şartta ve koşulda destek gördüysen, seninle hep gurur duyulduysa ve hala duyuluyorsa...
Kardeşlerin en yakın arkadaşların; en yakın arkadaşların kardeşin olabiliyorsa...
Şanstan nasibini yeterince ve hatta fazlasıyla almışsın demektir.

O yüzden sana asla piyango çıkmayacak.
Kola kapağından bedava ikinci kolayı bile tutturamayacaksın.
Hatta tam tersine hayatın boyunca senin sinirini bozacak şanssızlıkların olacak.
Üniversitede, okula koşarken ayakkabının bağcığı açılacak, iki kez üstüne basıp düşme tehlikesi geçirdikten sonra bağlamak için duracaksın. Sonra bir anda bir olayın ortasında kalacak, biber gazının ve tazyikli suyun tadına bakacaksın. Halini gören polis, seni okula almayacak ve sınavı kaçıracaksın ve o ders yıllarca başına bela olacak.
İlk hikayen mesela, ismin unutulmuş bir şekilde anonim basılacak.
İkinci yazın, yanlışlıkla başkasının ismiyle yayınlanacak.
Belki bir gün çok büyük ödül alacaksın, kesin yanlışlıkla bir başkasına gidecek.

Sinir olacaksın ama sen hep bileceksin.
Bazı şanslar, bazı insanlar için.
Piyangolar onlara çıkacak, mağazaların şanslı 100.kişileri onlar olacak, çekilişlere onlar girecek ve kazanacak; sen yeltenmeyeceksin bile.
Sen şanslı doğduğun için, bunlara hiç alınmayacaksın.
Çünkü evrendeki "şans teorisi" nin böyle çalıştığını bileceksin.
Çünkü bunu zaten üniversitede mecburen sen icat etmiş olacaksın.

I Wouldn't Change A Thing by Matt Dusk on Grooveshark
Fotograf: Andy Prokh

1 comment:

  1. Kendi blogum dışında takip ettiğim ve hatta yorum yaptığım blog sayısı neredeyse hiç yok; ama bu blogla ve bu yazıyla karşılaşınca kayıtsız kalmak istemedim. Güzel bir yazı olmuş!

    ReplyDelete