Sunday, 1 July 2012

HOW DEEP IS YOUR LOVE - THE RAPTURE


İçine sinen ve kendince "iyi" olduğuna kanaat getirdiğin bir iş yaparsın.
Takdir beklemesen de, işini değerlendiren, görenlerden bir yüreklendirme beklersin.
Birileri çıkar, yaptığın işe gram yorum vermeden "daha iyisini yapman lazım" der.
Sen yaptığının "ne kadar" iyi olduğunu anlayamazsın bile.

Daha iyisi için uğraşırsın, kendini aşmaya çalışırsın.
Aynı tip yine belirir ve yine "bu tamam ama daha iyisini yapman lazım" der.
Neyi "daha iyi" yapman gerektiğini söylemez bile.
Ve bir süre sonra "daha iyi" kavramın kaybolur.

Hayatım boyunca etrafımda, mutlaka "daha iyisini yap, daha iyisini bulmaya çalış, daha iyisini yapabiliyor olman lazım" diyen biri ya da birileri oldu.
Elimi neye atsam "senden daha iyisini bekliyoruz" cevabını duymaktan sıkıldım.
Hayır, bir allahın kulu çıkıp "şunu daha iyi yap" dese, ben de bir şey öğrenirdim ama amaç üzüm yemek değil galiba.

Bugün izlediğim bir belgesel, bende bir ışık yaktı.
Ne yapsam "daha iyi olabilir" diyenlerin, hiçbir şey yapmadığını; sadece "daha iyisini" beklediğini fark ettim.
Ben, her seferinde "daha iyisi" için uğraşacağım ama etrafımda benden "daha iyisini" bekleyenler sadece daha iyi beklemeyi becerecek.
Çok adil değil mi?

Yazılan bir kitaba, bir filme, bir şarkıya kolayca çamur atan ve "daha iyi olabilir" diyenlerden yarısı beklemeyi bırakıp kendileri bir şeyler üretseydi, bugün bambaşka bir kültür hayatımız olurdu.

Ama "daha iyisini" beklemek daha kolay değil mi?

How Deep Is Your Love by The Rapture on Grooveshark

* Söz konusu belgesele tesadüfen youtube'da rastladım. Adı, "Tek Başına".
Kafamda ışık yakan cevabın gol pası da Cem Yılmaz'ın olduğu bölüm.

No comments:

Post a Comment