Wednesday, 18 July 2012

BELLE DE JOUR - DE PHAZZ


İlkokulda hiç sevmediğim bir sıra arkadaşım vardı.
Her zaman titiz, her zaman aşırı özenli ve yersiz çalışkandı.
Her haltı bilir, her sene sınıf başkanı O olurdu, Atatürk şiirlerini filan hep O’na okuturlardı.

Teneffüslerde biz deli gibi koşar kıpkırmızı olurduk, onun saci bile bozulmazdi. Koşmazdı çünkü. Kantinden çeyrek çıtır gevrek alır, bir kenarda “sizi öğretmene söyliycem” bakışıyla otururdu. Teneffüste bile gıcıktı.

İlkokuldaki tüm öğretmenlerimden nefret ettiğim için (ve bu nefretim bariz belli olduğu için) bana ceza olsun diye uzun süre O’nunla aynı sırada oturdum.

Yazısı inci gibiydi, defterlerinin kenarı buruş buruş olmazdı, hatta bazen defterinin kenarına o saçma süslerden yapardı. Saçları her zaman tek örgü olurdu, önlüğünün üst cebinde de her zaman katlanmış mendili.

Annem ve bazen küçük halam her gün başka bir model yapardı saçıma; kimi zaman kurdelalarla kimi zaman Uzun Çoraplı kız Pippi gibi giderdim okula ve her sabah mutlaka ellerime annemin kremlerinden sürerdim. Çünkü sınıf başkanı değildim, düzenli ve örnek öğrenci olmam gerekmiyordu. Hava gözlem koluydum ve tam da olmam gerektiği gibi çok havalıydım.

O’nun kalem kutusu, silgisi, her şeyi özenliydi; bir gün bile ödev geciktirmezdi. Çünkü o salağın ödev defteri vardı. Üzerinde renkli çiçekleri olan bir bloknotu vardı ve oraya ödevlerini yazardı! Hem de kırmızı kalemle! Benim babamın dünyanın en güzel kalemleriyle, defterleriyle dolu bir dükkanı vardı ama ben hiçbirini ödev defteri yapacak kadar salak değildim.

O hep sınıf birincisi oldu, hic hikaye yazamaz, anlatamazdi ama testleri cok super cozerdi.
Ben tennefüslerde Alexander Dumas ya da Jules Verne okurken gelip tepemde dururdu, “bunu okuyacağına test çöz” derdi, çözmedim. O’na inat çözmedim.

Hemen arkamızda oturan Memo sınıfın en yaramazıydı, Memo benim aslında yazlık arkadaşımdı; Pal Sokağı Çocukları’ndaki gibi bir çete kurmuştuk yazlıkta. Hepimizin BMX’i vardı, hepimiz dedemizle kalıyorduk, hepimizin dedesi çok yıllık arkadaşlardı ve niyeyse hepsinin ayni renk mercedes arabaları vardı. O, Memo’yla arkadaş olmaya devam edersem asla iyi bir koleji kazanamayacağımı söylerdi, ben koleji Memo’nun arkadaşlığına ve kurduğumuz çeteye tercih ederdim, O bilmezdi.

Ne zaman bir şeylere gereksiz özen gösteren, sıkıcı ve tüm eğlenceyi bozan bir insan görsem aklıma O gelir. O salak ödev defteri ve düzenli kalem kutusu, bir de hiç yamulmayan silgisi. Hic tepesini isirmadigi kalemleri.

Bugüne kadar hiç facebook kullanmadığım için ilkokul arkadaşlarımı bulma meraklısı olmadım, zaten kaybetmek istemediğim herkes hayatımda diye düşünüyorum, bulmak istediğim biri yok. Geçen gün tesadüf eseri O’nun emlakçı olduğunu öğrendim! Bildigin emlakçı!

Emlakçılığı aşağılamıyorum yanlış anlaşılmasın. (gerçi noterler gibi kolay para kazandıklarını düşünüyorum ayrı) Ne kadar sinirlendiğimi anlatamam. Kardeşim, madem emlakçı olacaktın sen niye o kadar test çözdün? Neden teneffüslerde bile rahat vermedin? Neden o kadar çalışkan oldun? Neden defterine süslü kenarlar yaptın da, yapmayanı kınadın? Neden "ders calisicam ben" diye sinif pikniklerine gelmedin? Neden konusanlari tahtaya yazdin da bizimle konusmadin?

O kadar sinirliyim ki O'na.
Bari doktor olsaydin, ne bileyim bir sey muhendisi olsaydin.
Biliyor musun ben hic suratsiz emlakci gormedim, hepsi hos muhabbet olur.
Bize yillar boyunca yapmadigin sakalari iki oda bir salon kirasi icin yapiyorsun simdi degil mi?
Iste sirf bu yuzden senden sadece sinif baskani oldu, hep tribune oynadin.
Oysa bahceye gelseydin, biz sana neler anlatacaktik, hepsini kacirdin.

Belle De Jour by De Phazz on Grooveshark

No comments:

Post a Comment