Thursday, 21 June 2012

JUST LIKE YOU - 17 HIPPIES



Üst katımda birinci sınıf bir manyak oturuyor.
Pazar günleri hariç (sitemizde Pazar günleri inşaat, temizlik gibi gürültü çıkarabilecek her tür eylem yasak) güne sabah tam 9’da matkap sesi ile başlıyorum. Hemen arkasından da elektrikli süpürge sesi geliyor. (Reklam sektörüne ve değerli halkımıza not: elektrik süpürgesi diye bir şey yok. O’na “elektrikli süpürge” denir; ha, evinizde “elektrik” süpürüyorsanız bilmem.)

Işten ayrıldığımdan beri sabahları saati kurmuyorum. Gece istediğim saate kadar okuyup yazmanın özgürlüğünü yaşıyorum sanıyorum ama saat alarmından beter bir sesle uyanıyorum. O maktap sesi, benim rüyalarımda türlü hallere dönüşüp kabusum oluyor.

Misal;

Rüyamda, tanımadığım biri matkapla benim beynimi deliyor ve bugüne kadar bulduğum tüm fikirleri çalmak istiyor. ( Ben de Steve Jobs’um ya, fikirlerimi çalmak isteyen adamlar var hayatımda.) Matkap sesinin doruğa ulaştığı noktada “ayy imdaaaaat!” diye uyanıyorum.

Rüyamda, tanıdığım biri matkapla çalışma odamın duvarına Kıvanç Tatlıtuğ posteri asıyor ve ben bundan çok memnun oluyorum. Uyandığımda ilk yaptığım şey, yüzümü bile yıkamadan çalışma odama gidip duvarlarımı kontrol etmek oluyor.

Rüyamda, maktap sesi pek hoşlanmadığım bir insanın sesi haline geliyor. O’nunla konuşurken karşımdaki insanın sesi maktap sesi gibi çıkıyor ve benim migrenim tutuyor. Ölecek gibi oluyorum. Rüya, benim ya uyanıp iki adet Advil almamla ya da bana acil durum iğnelerini yapan Deniz Bey’e ulaşmaya çalışmamla sona eriyor.

Rüyamda, maktap sesi telefonumun zil sesi oluyor ve ben gerçekten telefonumun çalmasıyla uyanıyorum. Arayan ya Garanti Bankası (günaydınnnnnn ilkay hanımmmmmm, kredi verelim mi size?) ya da annem oluyor. (ay uyandırdım mı çocuuuuum?)

Rüyamda, maktap sesi yeğenim Eylül’ün gülme sesi oluyor ve ben ağlayarak abimi arıyorum; “Abi koş, çocuk bozuldu. Tuhaf sesler çıkarıyor!”

Rüyamda matkap sesi, elektronik müzik olarak yer alıyor ve ben çok manasız bir klüpte bir grup hipsterla takılıyorum. Herkes tuhaf tuhaf dans ediyor, ben ağlamak istiyorum, oradan çıkmak istiyorum, niye oradayım hiç bilmiyorum ve kan-ter içinde uyanıyorum. (Kimse kusura bakmasın ama elektronik müzik dediğin çamaşır makinesi sıkma fonksiyonundayken, aynı anda elektrikli süpürgeyi çalıştırıp üzerine tek bir ingilizce kelimeyi düzenli olarak söylemekten farklı gelmiyor bazen.)

Sabahları matkap sesiyle uyanmam, bu ve benzeri rüyalarla bitiyor genelde. Bütün günüm berbat oluyor, mutsuz oluyorum. Üst katta oturanların her gün matkapla ne işi olur, ne delerler, nereye ne asarlar ya da maktap tutkunu komşularım evlerinde her allahın günü neyi tamir ederler hiç bilmiyorum. Ya işleri yok, kendilerine meşgale yaratıyorlar ya da sırf bana gıcıklık olsun diye yapıyorlar.

Gurur duymuyorum ama tam üç kez apartmanın şalterini indirdim. Tüm bloğun elektrikleri kestim ve huzur içinde uyumaya devam ettim. Maktap saplantılı komşu da, apartman görevlisi de aptal değil; birilerinin şalteri indirdiğini fark etmeleri çok uzun sürmedi.

Baktım bu fikir işe yaramıyor, ben de geçen gün maktap sesini duyar duymaz, üst kata çıktım.

- Günaydın, rica etsem bir iki saatliğine matkabınızı ödünç alabilir miyim?
- Ama biz kullanıyoruz şu an?!
- Biliyorum!

Vermediler. Çok zekice bir fikir bulduğumu sandım ama yemediler. Zaten matkaplarını kırıp atacak değildim, tek istediğim bir iki saatliğine o sesten kurtulmaktı. İşe yaramadı. Apartman görevlisiyle dertleştim, “hiç uğraşmayın, biz de bıktık” dedi. Benim kafam tamirat vs işlerine pek basmaz, maktapla duvar delmek dışında ne yapılır bilmiyorum, üst katta sanat galerisi yok; kapılarını çaldığımda iyice baktım evin duvarlarında tek bir tablo yok. Ne yapıyorlar çok merak ediyorum.

Her sabah çalar saat niyetine matkap sesiyle uyanmaktan bıktım. Ben de artık saati 8.30’a kuruyorum, Ati’nin bana hediye ettiği ses sistemini fişe takıyorum ve en derin uyuyan insanı bile uyandıracak kadar yüksek seste operalar, aryalar çalmaya başlıyorum.

Maktap sesini duymayacağım güne kadar her sabah eşsiz bir müzik resitali sunmaya devam edeceğim site sakinlerine. Baktım operaya alışıyorlar basıcam fusion jazz’ı, basıcam kardeşimin ipod’undan metal şarkıları. İnatsa inat. Manyaklıksa manyaklık.

Hayır, benim derdim belli…
Bir saat daha uyumak.
Peki ya siz?
Gerçekten ne yapıyorsunuz maktapla?

Just Like You by 17 Hippies on Grooveshark

2 comments:

  1. Düğün organizsyon sirketinden apörlör :) kiralayıp. Matkap sesini biz çıkaralım. Kim daha rahatsız olacak bakalım.

    ReplyDelete
  2. Amanın çok iyi fikir! Ben bi karışık "rabarba" yaptırayım Melodika'ya :)

    ReplyDelete