Saturday, 31 December 2011

CLYDE BELUGA - CLUB DES BELUGAS


Biz küçükken çok süslü ve büyük yılbaşı sepetlerinden gelirdi babama.
İçinde viskiden şaraba çerezden çikolataya bir sürü şey olurdu.
Sepetleri tek tek açmak en sevdiğimiz şeydi.
Bir keresinde- 12 yaşında filandım galiba - "aaa bu çok güzel kokuyor!" diye şeftali likörünü
bir dikişte bitirmiş, sabaha kadar mide ağrısından uyuyamamıştım.

Tüm aile yeni yıl yemeğinde bir araya gelir, kuzenlerle evin sağına soluna abuk sabuk süsler takar, babamın kamerasıyla kendimizce klipler çekerdik. ( Tamamı mühendis olan kardeşlerimin ve kuzenlerimin itibarları için o videoları el altında tutuyoruz :)

Okulda da "seneye görüşürüz" esprileri yapılır,(üzülerek görüyorum ki aramızda hala o esprileri yapanlar var) sınıf yılbaşı süsleriyle donatılırdı. Çekiliş yapıp birbirimize küçük hediyeler aldığımızı da hatırlıyorum.

Ve fakat yeni gelen yılı kutlamak yerine, eski yıla ait hesaplar yapmaya başlayı ne kadar oldu tam hatırlamıyorum. Bir zaman önce, gidene üzülmek gerektiğini keşfetmiş olabilirim kendimce.

Yeni yılın ilk sabahı kendine "bu sene bunları yapacağım/yapmayacağım" listesi hazırlayan bir arkadaşım vardı. O'nun yeni yıl adeti bu listeyi yapmaktı, benimki Viyana Flarmoni'nin konserini izlemek. O da adetini bozmadı, ben de. Ben hiç liste yapamadım. Kendime de zamana da güvenmediğimden; yazılan her şeyin "verilmiş söz" olduğunu gayet iyi bildiğimden.

Günlerdir arkadaşlarımdan, birlikte çalıştığımız şirketlerden, bankalardan ve hatta köşedeki bakkaldan bile yeni yıl mesajları geliyor. Her birinin iyilik, güzellik, huzur, mutluluk, başarı, barış dileklerine teşekkür ettim. Yalnız, bu dilekleri dünyadan, hayattan ya da tanrıdan değil de birbirimizden istediğimizin farkındayız değil mi?
Zira huzuru, iyiliği, barışı ancak biz birbirimize verebiliriz.
Ha maaşımın yattığı banka bana sağlık, huzur ve mutluluk verebilecekse o bankanın logosunu koluma dövme yaptırırım ayrı...

Az önce kardeşim, "2012 gelmeden önce belki 2011s'i çıkarmaları iyi olur" dedi.
Yeni yıl heyecanımız bu yaştan sonra anca bu kadar.

Uzun lafın çok kısası...
Yeni yıla girmeye hazır olan önden buyursun.
2012'ye girince beni de bi çaldırın.
Ha bi de 2012 efendi olsun!

Clyde Beluga by Club Des Belugas on Grooveshark

Saturday, 24 December 2011

Symphony 6: Fair Thee Well & the Requiem Mix - Emily Wells


Kardan hiç hoşlanmıyorum.
Hatta yer yer korktuğumu söylesem yalan olmaz.
Sessiz her şeyden korkarım ben.
Önce hava buz gibi oluyor, sonra sinsi sinsi yağıp birikiyor.
Çıt çıkarmıyor, "lapa lapa" bile demiyor.

Çocukken aklım almazdı.
Nasıl o kadar çok yağar da köylerin yolları kapanır?
Nasıl o kadar çok yağar da okullar tatil olur?
Nasıl ses çıkarmadan birikir?

Hala aklım almıyor.
Naylon poşetlerin üzerinde kayan çocuklar bile, burnuna havuç takılmış, boynuna atkı dolanmış kardan adamlar bile bana sevimli gelmiyor.

Şimdi herkes "yaşasın kar yağıyor!" diye seviniyor ya, ben yastayım.
Bari birikmesin de basmak zorunda kalmayayım.
Hem gökten illa bir şey yağacaksa gümbürtüsü, şakırtısı gelsin.
Egeliyim, ses çıkarmayan her şeyden korkarım, kara sonuna kadar karşıyım!

Symphony 6: Fair Thee Well & The Requiem Mix by Emily Wells on Grooveshark

Tuesday, 20 December 2011

Sunday, 18 December 2011

HEY JUDE - THE BEATLES


Yılın bittiğini ya da yeni yılın geldiğini alışveriş merkezlerindeki abartılı ışıklardan, fazla renkli süslerden, dev çam ağaçlarından ya da ortalıkta dolaşan tipsiz noel babalardan fark ediyor olabilirsiniz. (maruz kalıyoruz, normal) Ve fakat benim için yeni yılın ya da biten yılın simgesi "kokina"dır.

Yunanca'da kırmızı (kókkino) anlamına gelen Kokina'ya yılbaşı çiçeği de deniyor. Aralık'ın 15'inden sonra hemen hemen her sokak başındaki çiçekçiden bulunabilen Kokina, sanılanın aksine çiçekli değildir. O üzerindeki kırmızı tomurcukları, insanın eline feci batan yeşil yapraklarına kırmızı iplerle bağlanır.

Güzel görünmesi bir yana, özellikle İstanbullu Rumların Kokina'ya atfettikleri bir de adeti vardır. İnanca göre eğer aldığınız Kokina'nın yeşil yaprakları bir dahaki yılbaşına kadar sararmadan kalırsa ev sahibi olursunuz.

Ben Divina Hanım Teyze'den öğrendiğim üzere Kokina'yı ev sahibi olmak için değil, sahip olduğum ya da kaybetmek istemediğim şeylere adıyorum. Her yıl Aralık'ın ortasında alıp birini yemek masasına, diğerini de rahmetli dedemden kalan daktilonun yanına koyuyorum.

Benim gibi yılbaşı kutlamalarına pek hevesi olmayanlar için dilek tutması da denemesi de bedava.

Tıpkı şarkıdaki gibi hayatımız zaten "pote mavra, pote aspra, pote kokkina*"
Bari elimizdekiler hep yeşil kalsın.

* Sala sala (Sallasana Mendilini) türküsünden bir dize "Bazen siyah, bazen beyaz, bazen kırmızı"

** Kokina'yı Yeni Levent'teki sokak çiçekçisinden aldım, fotoları da az önce çektim. Bakalım ne kadar yeşil kalacaklar? :)

Hey Jude by thebeatles

Tuesday, 13 December 2011

SELAH SUE - RAGGAMUFFIN


Bazen kafam çok karışıyor.
Bulutlar mı bizim önümüzden geçiyor; yoksa biz mi bulutların önünden geçiyoruz?


Raggamuffin by Selah Sue on Grooveshark

Monday, 5 December 2011

TWICE THE DAY - NORTHBOUND


Ve aslında herkes "affedebildiğimiz" kadar iyidir.

Twice The Day by Northbound on Grooveshark