Tuesday, 25 October 2011

HELP IS COMING - AYO


Tanıdığım en güzel delilerden biri O.
Adını bilmiyorum, çünkü her seferinde başka bir şey söylüyor.
Nerede yaşar, nereden gelir; kadın başına Karaköy'de ne yapar hiçbir fikrim yok.
Bir anda yanınızda belirir ve bir şeyler anlatmaya başlar.
O'ndan korkar ya da tiksinirseniz bir daha yanınıza uğramaz.
Sağ olsun beni sever, ben de onu severim.
Bazen sigara ister, bazen hiçbir şey istemez.
"N'apıyorsun aşkım?" der, "ne yazıyosun ulan yine, işin yok mu senin?" der. İşimin yazmak olduğunu anlatmama rağmen, "öyle iş mi olur lan? Uydurma!" der ve kendine kendine güler.
Her sorusuna adam gibi cevap vermenizi ister, siz O'nunla konuşurken birden göbek atmaya başlayabilir, kendi kendine gülebilir, çığlık da atabilir.
Buna alışmanızı bekler.
Zira o saçmalayabilir ama sizin saçmaladığınızı hissederse hemen oradan uzaklaşır.

Kardeşimle telefon konuşmamı dinlemiş, telefonu kapatır kapatmaz yanımda bitti.

- Ne paketi bu? Nereye gönderiyon?
- Van'a.
- Haaa... Van'a... Bi sigara vercen mi? Aaaa... Bu surat ne be? Yakışmıyo sana. Gül be!
- Ne biliyim ya, bu memleket üzüyor insanı.
- Anaaa.... Deliii bu kız... Ben moralim bozuk olunca napıyom biliyon mu?
- N'apıyosun?
- Drama köprüsünü söylüyom. Sonra kendimi tutamıyom, göbek atıyom. Ohhh ne dert kalıyo ne tasa. Sıkılınca öyle yapcan, göbek atıp atıp oyniycan.
- Ben bilemedim o şarkıyı.
- Du bak şöyle... Drama Köprüsü be (H)asan... Dardır geçilmez.... Soğuktur suyu.... Bi tas içilmezzzz.... Bildin mi?
- Yok.
- Ya kız, bak ne diycem, benim iki battaniyem var, birini getirsem koyar mısın senin pakete?
- Sen üşüme sonra?
- Ben sokağa alışkınım be aşkım, oradaki çoluk çocuk donmasın. Hem ben iki göbek atarım ısınırım.

Battaniyeyi getirmedi.
Beklemedim de.
Zaten çoktan unutmuştur.
Güzel paketler yaptık biz, babannemin ördüğü ama hiç kullanmadığımız atkılarımızla; umutlarımızı, iyi dileklerimizi, dualarımızı koyduk içine.
O'nun yerine bir tane de battaniye ekledik.
Yarın sabah yine biter dibimde, bi sigara ister, kendi kendine güler gider.
O hayattan, dertten, tasadan muaf.
O'na bütün sigaralar helal.

Saturday, 22 October 2011

How Many Loves - Naomi

Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. (Matta, 7:7)

Friday, 14 October 2011

ONE LAZY MORNING - BRETT ANDERSON


Ben bir hesap yaptım;
Birinin seni anlayabilmesini sağlamak; birini anlayabilmek için daha çok yüz,
Sadece sana ait bir günde gözlerin yanana kadar okumak, yazmak için daha çok bin,
Telaşsız, kavgasız yaşayabilmek için çok milyon sabır lazım.
Özgür olmak içinse ölene kadar sabretmek lazım.

O zaman allah sabır vermesin.
Sabır diledikçe sabredecek şeyler artıyor.
Zaten sabretmek, ertelemekten fazlası değil.

Wednesday, 12 October 2011

50 Mila - Nina Zilli feat. Giuliano Palma


Nereye saparsan sap,
Sonunda her yol Roma'ya çıkar.

Roxanne - Ayanna


Sabah evden çıktım, hava gayet Londra.
Bi inceden, azıcık sinsiden yağmur yağıyor.
Şapkamı taktım, montumun önünü kapattım, derin bir nefes aldım.
Anında havaya girdim, sanırsın Covent Garden'a yürüyorum, hiç bozmadım.
Kulaklığımı taktım, müziğin sesini iyice açtım.
Karaköy sahilinden ağır ağır yürümeye başladım.
Melankoli moduna girmeme tam 20 saniye kalmışken...
Yoldan geçen taksiden bir kadının üstüne su sıçradı, kadın taksinin arkasından bağırıp eş zamanlı el kol hareketi yaparken elindeki şemsiye hem tıknaz hem esnaf bi abinin gözüne girdi, karşılıklı çemkirdiler; -ona n'oluyorsa- olaya simitçi de müdahil oldu. Ben müziğin sesini biraz daha açtım. Alt geçide indim. Geçidi yer yer su basmış, paçalarım ıslandı, söylendim. Ben söylenince "ulan niye hep size çıkıyo bu kazı-kazanlar"cı milli piyango bayiisi huysuz abi "alt yapı yok işte kardeşim" dedi, böcek ilacı satan dükkanın çırağı "sen asıl bizim mahalleyi görücen abi" dedi. Müziği kapattım, kulaklığımı çıkardım, gittim simit-karper aldım.
Simitçi 25 kuruş eksik verdi, helal et abla dedi, helal ettim.

Ajansa girdim.
Hava gayet İstanbul.
Montumu çıkardım, bilgisayarı açtım, suratımı astım.
Al sana yağmur!

Ulan İstanbul, ne gıcıksın.
İnsana bi melankoli, bi trip olsun, ne biliyim bi romans bile yaptırmıyorsun.



* Şarkı, Ayanna'nın daha geçen ay çıkan Truthfully isimli albümden.

Monday, 10 October 2011

YAMUK MU VAR? - MFO


Allahım yekten soruyorum:
Acaba beni bi külkedisi olsun, ne biliyim bi memur olsun o minval yaratmış olabilir misin?

Twitter'a baktıkça moralim bozuluyo yemin ederim.
Herkesin ne kadar renkli, her anı aksiyon, "keyif" dolu hayatı var.
Ben niye bu kadar sıradanım?

Yok yağmurda kahve keyfi mention Hüseyin, yok efendim bilmemne partisindeyiz foursquare.
Yok eniştemle sushi yedik instagram, yok öğlen Beyoğlu'nu turladık Osman'ı tag'le facebook.
Ben sabah işe geliyorum, sonra akşam eve gidiyorum.
Dükkandayım ben hep, hani bana foursquare?

Hani nerde yaratıcı, asi kişilik?
Hani en şakalı reklamcı dünyası?
Hani şöhret, para?
Hani çalsın sazlar, oynasın kızlar?

Alem gezmede, tozmada
Ben hep aynı word dökümanında.
Ben yazar olacaktım, eşşek oldum.
Bu işte bi acayiplik var sevgili Allahım.
Yarın sabah toplantıdan sonra bi beş dakika konuşalım mı?
Aa dur ya, sunum vardı, akşam üzeri diyelim mi?
Ya da dur ya, ben seni çaldırıcam.

06 Yamuk Mu Var by moodtrack

* Fotografı Berlin'de çektim.
** Şarkı, MFO'nun yeni albümünden