Wednesday, 12 October 2011

Roxanne - Ayanna


Sabah evden çıktım, hava gayet Londra.
Bi inceden, azıcık sinsiden yağmur yağıyor.
Şapkamı taktım, montumun önünü kapattım, derin bir nefes aldım.
Anında havaya girdim, sanırsın Covent Garden'a yürüyorum, hiç bozmadım.
Kulaklığımı taktım, müziğin sesini iyice açtım.
Karaköy sahilinden ağır ağır yürümeye başladım.
Melankoli moduna girmeme tam 20 saniye kalmışken...
Yoldan geçen taksiden bir kadının üstüne su sıçradı, kadın taksinin arkasından bağırıp eş zamanlı el kol hareketi yaparken elindeki şemsiye hem tıknaz hem esnaf bi abinin gözüne girdi, karşılıklı çemkirdiler; -ona n'oluyorsa- olaya simitçi de müdahil oldu. Ben müziğin sesini biraz daha açtım. Alt geçide indim. Geçidi yer yer su basmış, paçalarım ıslandı, söylendim. Ben söylenince "ulan niye hep size çıkıyo bu kazı-kazanlar"cı milli piyango bayiisi huysuz abi "alt yapı yok işte kardeşim" dedi, böcek ilacı satan dükkanın çırağı "sen asıl bizim mahalleyi görücen abi" dedi. Müziği kapattım, kulaklığımı çıkardım, gittim simit-karper aldım.
Simitçi 25 kuruş eksik verdi, helal et abla dedi, helal ettim.

Ajansa girdim.
Hava gayet İstanbul.
Montumu çıkardım, bilgisayarı açtım, suratımı astım.
Al sana yağmur!

Ulan İstanbul, ne gıcıksın.
İnsana bi melankoli, bi trip olsun, ne biliyim bi romans bile yaptırmıyorsun.



* Şarkı, Ayanna'nın daha geçen ay çıkan Truthfully isimli albümden.

No comments:

Post a Comment