Saturday, 23 July 2011

U CAN'T TOUCH THIS - MC HAMMER


İnsan büyüdükçe anlamsızlaşıyor doğum günü kutlamaları.
Zira eski tadı olmuyor.
Bir kere arkadaşların eve gelmeli, annen pastalar, poğaçalar yapmalı. Sonra kuzenin yan komşunun bahçesinden topladığı papatyalardan sana taç yapmalı, doğum günü pastasının üstündeki şekerli çiçek sana kalmalı, mumları üflerken gerçekleşeceğine çok inandığın için ne dileyeceğini iki gün önceden düşünmeli, mumları peçeteye sarıp dolaba saklamalı, kardeşlerine ve babana kimse kapışmadan pastadan birer dilim ayırmalı, saçma sapan müzikler çalmalı ve sen saçma sapan dans etmelisin. Kızlar gelmeli sadece, oğlanlara haber bile vermemeli. Çünkü oğlanlar gıcıktır, sen dans ederken dalga geçerler. Asla kullanmayacağın fotograf çerçeveleri hediye edilmeli sana, kalpli/çiçekli kolyeler, bilezikler, küçük ayıcıklar, renk renk tokalar da. Annen fırfırlı etek almalı, baban pembe bir kol saati. Deden para sıkıştırmalı cebine.

Şimdi gecenin ikisinde bankalardan bile "doğum gününüz kutlu olsun" e-mailleri, smsleri gelince tuhaf oluyor insan.
O pastanın üzerindeki gül şeker yok, Temmuz'da herkes yazlığa gittiği için annenin sırf sen üzülme diye organize ettiği sahte doğum günleri yok, yazlıkta dondurmaya mum dikmek yok. Şubat doğumlu kuzeninin doğum gününe yancı olmak yok. Hemen hemen her Egeli gibi "'yaş günün' kutlu olsun" diyen komşular yok.
İşte sırf bu yüzden artık kutlamaya da doğum günü hadisesini büyütmeye de gerek yok.
15 yaşımda karar vermiştim ben; evet, büyüyebilirim ama yaşlanmak zorunda değilim.
Ve bu yıldan sonra da soranlara cevabım anneminki gibidir.
"Ne biliyim ayol kaç yaşıma girdiğimi, her sene değişiyor!"



* İlkokuldayken, okulun kapandığı son Cumartesi günü kutlanan sahte doğum günümde, akşama kadar izleyip video klipteki gibi dans etmeye çalıştığımız şarkı bu. Asla öyle dans etmeyi beceremedik küçük erkek kardeşim hariç :)

No comments:

Post a Comment