Saturday, 31 December 2011

CLYDE BELUGA - CLUB DES BELUGAS


Biz küçükken çok süslü ve büyük yılbaşı sepetlerinden gelirdi babama.
İçinde viskiden şaraba çerezden çikolataya bir sürü şey olurdu.
Sepetleri tek tek açmak en sevdiğimiz şeydi.
Bir keresinde- 12 yaşında filandım galiba - "aaa bu çok güzel kokuyor!" diye şeftali likörünü
bir dikişte bitirmiş, sabaha kadar mide ağrısından uyuyamamıştım.

Tüm aile yeni yıl yemeğinde bir araya gelir, kuzenlerle evin sağına soluna abuk sabuk süsler takar, babamın kamerasıyla kendimizce klipler çekerdik. ( Tamamı mühendis olan kardeşlerimin ve kuzenlerimin itibarları için o videoları el altında tutuyoruz :)

Okulda da "seneye görüşürüz" esprileri yapılır,(üzülerek görüyorum ki aramızda hala o esprileri yapanlar var) sınıf yılbaşı süsleriyle donatılırdı. Çekiliş yapıp birbirimize küçük hediyeler aldığımızı da hatırlıyorum.

Ve fakat yeni gelen yılı kutlamak yerine, eski yıla ait hesaplar yapmaya başlayı ne kadar oldu tam hatırlamıyorum. Bir zaman önce, gidene üzülmek gerektiğini keşfetmiş olabilirim kendimce.

Yeni yılın ilk sabahı kendine "bu sene bunları yapacağım/yapmayacağım" listesi hazırlayan bir arkadaşım vardı. O'nun yeni yıl adeti bu listeyi yapmaktı, benimki Viyana Flarmoni'nin konserini izlemek. O da adetini bozmadı, ben de. Ben hiç liste yapamadım. Kendime de zamana da güvenmediğimden; yazılan her şeyin "verilmiş söz" olduğunu gayet iyi bildiğimden.

Günlerdir arkadaşlarımdan, birlikte çalıştığımız şirketlerden, bankalardan ve hatta köşedeki bakkaldan bile yeni yıl mesajları geliyor. Her birinin iyilik, güzellik, huzur, mutluluk, başarı, barış dileklerine teşekkür ettim. Yalnız, bu dilekleri dünyadan, hayattan ya da tanrıdan değil de birbirimizden istediğimizin farkındayız değil mi?
Zira huzuru, iyiliği, barışı ancak biz birbirimize verebiliriz.
Ha maaşımın yattığı banka bana sağlık, huzur ve mutluluk verebilecekse o bankanın logosunu koluma dövme yaptırırım ayrı...

Az önce kardeşim, "2012 gelmeden önce belki 2011s'i çıkarmaları iyi olur" dedi.
Yeni yıl heyecanımız bu yaştan sonra anca bu kadar.

Uzun lafın çok kısası...
Yeni yıla girmeye hazır olan önden buyursun.
2012'ye girince beni de bi çaldırın.
Ha bi de 2012 efendi olsun!

Clyde Beluga by Club Des Belugas on Grooveshark

Saturday, 24 December 2011

Symphony 6: Fair Thee Well & the Requiem Mix - Emily Wells


Kardan hiç hoşlanmıyorum.
Hatta yer yer korktuğumu söylesem yalan olmaz.
Sessiz her şeyden korkarım ben.
Önce hava buz gibi oluyor, sonra sinsi sinsi yağıp birikiyor.
Çıt çıkarmıyor, "lapa lapa" bile demiyor.

Çocukken aklım almazdı.
Nasıl o kadar çok yağar da köylerin yolları kapanır?
Nasıl o kadar çok yağar da okullar tatil olur?
Nasıl ses çıkarmadan birikir?

Hala aklım almıyor.
Naylon poşetlerin üzerinde kayan çocuklar bile, burnuna havuç takılmış, boynuna atkı dolanmış kardan adamlar bile bana sevimli gelmiyor.

Şimdi herkes "yaşasın kar yağıyor!" diye seviniyor ya, ben yastayım.
Bari birikmesin de basmak zorunda kalmayayım.
Hem gökten illa bir şey yağacaksa gümbürtüsü, şakırtısı gelsin.
Egeliyim, ses çıkarmayan her şeyden korkarım, kara sonuna kadar karşıyım!

Symphony 6: Fair Thee Well & The Requiem Mix by Emily Wells on Grooveshark

Tuesday, 20 December 2011

Sunday, 18 December 2011

HEY JUDE - THE BEATLES


Yılın bittiğini ya da yeni yılın geldiğini alışveriş merkezlerindeki abartılı ışıklardan, fazla renkli süslerden, dev çam ağaçlarından ya da ortalıkta dolaşan tipsiz noel babalardan fark ediyor olabilirsiniz. (maruz kalıyoruz, normal) Ve fakat benim için yeni yılın ya da biten yılın simgesi "kokina"dır.

Yunanca'da kırmızı (kókkino) anlamına gelen Kokina'ya yılbaşı çiçeği de deniyor. Aralık'ın 15'inden sonra hemen hemen her sokak başındaki çiçekçiden bulunabilen Kokina, sanılanın aksine çiçekli değildir. O üzerindeki kırmızı tomurcukları, insanın eline feci batan yeşil yapraklarına kırmızı iplerle bağlanır.

Güzel görünmesi bir yana, özellikle İstanbullu Rumların Kokina'ya atfettikleri bir de adeti vardır. İnanca göre eğer aldığınız Kokina'nın yeşil yaprakları bir dahaki yılbaşına kadar sararmadan kalırsa ev sahibi olursunuz.

Ben Divina Hanım Teyze'den öğrendiğim üzere Kokina'yı ev sahibi olmak için değil, sahip olduğum ya da kaybetmek istemediğim şeylere adıyorum. Her yıl Aralık'ın ortasında alıp birini yemek masasına, diğerini de rahmetli dedemden kalan daktilonun yanına koyuyorum.

Benim gibi yılbaşı kutlamalarına pek hevesi olmayanlar için dilek tutması da denemesi de bedava.

Tıpkı şarkıdaki gibi hayatımız zaten "pote mavra, pote aspra, pote kokkina*"
Bari elimizdekiler hep yeşil kalsın.

* Sala sala (Sallasana Mendilini) türküsünden bir dize "Bazen siyah, bazen beyaz, bazen kırmızı"

** Kokina'yı Yeni Levent'teki sokak çiçekçisinden aldım, fotoları da az önce çektim. Bakalım ne kadar yeşil kalacaklar? :)

Hey Jude by thebeatles

Tuesday, 13 December 2011

SELAH SUE - RAGGAMUFFIN


Bazen kafam çok karışıyor.
Bulutlar mı bizim önümüzden geçiyor; yoksa biz mi bulutların önünden geçiyoruz?


Raggamuffin by Selah Sue on Grooveshark

Monday, 5 December 2011

TWICE THE DAY - NORTHBOUND


Ve aslında herkes "affedebildiğimiz" kadar iyidir.

Twice The Day by Northbound on Grooveshark

Monday, 28 November 2011

MUNKAROO - ALICE RUSSELL


"...Söz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım..."

* Sait Faik, Haritada Bir Nokta

Munkaroo by Alice Russell on Grooveshark

A Candle's Fire - Beirut


"İnsan yaşıyorken özgürdür" - Edip Cansever

A Candle's Fire by Beirut on Grooveshark

Sunday, 20 November 2011

OUR DAY WILL COME - JAMIE CULLUM


"... Zaten bu dünyada çoğunluğu, herkesin kendine hayran olduğunu düşünenler ile kimsenin kendisini sevmediğini düşünenler oluşturur, geri kalanlar ise Vüs'at O. Bener okurudur." *

* Barış Bıçakçı, Sinek Isırıklarının Müellifi


Our Day Will Come by Jamie Cullum on Grooveshark

Thursday, 17 November 2011

ME AND THE DEVIL - GIL SCOTT-HERON


"ya sıkıca tut elimden
ya dostça el salla
bezginim dedim aslanım
korkuyorum
insanım"

Ferhan Şensoy, Gündeste

Me and the Devil (R.I.P.) by Gil Scott Heron on Grooveshark

* İmre Cebeci'nin istek şarkısıdır.

Wednesday, 16 November 2011

CIBELLE - GREEN GRASS


Biraz param olsaydı cebimde
Kurduğum cümleleri bedava dağıtırdım.
İsteyen istediğine istediğini diyebilsin diye.


Green Grass by Cibelle on Grooveshark

* Nevzat Kamışlı'nın istek şarkısıdır.

FASATEEN - MASHROU' LEILA


"Başka insanlar başka basit şeylerle boğuşuyordu,
birbirlerine dokunmadan,
dokundukları zaman da özür dileyerek,
çünkü çarptıklarını düşünerek..."
(Barış Bıçakçı, Herkes herkesle dostmuş gibi)

Fasateen by Mashrou3 Leila on Grooveshark

* Orhan Tanak'ın istek şarkısıdır.
** Fotografı, Berlin'de Özgün Özkalay çekti.

Friday, 11 November 2011

THE TEA PARTY - THE BAZAAR


Türlü sebeplerden birçok insan için milli maçlar pek bir şey ifade etmez.
Hatta takım tutmayanlar "hangi takımı tutuyorsun?" sorusuna belki futbolla ilgisinin sınırları belli olsun diye, belki tamamen vatan sevgisinden, belki de sorana ayıp olmasın diye "milli takım" diye cevap verir.
Hele tuttuğunuz bir takım varsa hatta maçlarına gidecek kadar sevdalısıyanız, milli maçlar ciddi bir turnuva dışında izlenmeye değer bile bulunmaz.

Ama benim için durum farklı.
Milli takımın başarısını "birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan günlerin" kurtarıcısı olarak gördüğümden değil.
Kendimizi sosyal, kültürel ve ekonomik alanda dünyaya ifade edemiyoruz bari futbol sahasında başarı açlığımızı tatmin edelim kaygısıyla hiç değil.
Tamamen kişisel sebeplerden.

Fenerli Babam, Beşiktaşlı iki kardeşim ve Galatasaraylı olmayan tüm arkadaşlarımla "aynı tarafta" olduğumuz yegane maçlar milli maçlar olduğu için.
Birlikte kazanmak çok güzel, daha kalabalıkken kaybetmek çok daha kolay olduğu için.

Tur atlarsanız iyi olur, bir süre aynı tarafta durmaya çok ihtiyacımız var.

Thursday, 10 November 2011

THE DAY I DIED - JUST JACK


Her Don Kişotun bir yeldeğirmeni vardır
Benim ki Heybeli'de
Yarı yarıya yıkık
Üstünde
Kırmızı üstüne beyaz beyaz harflerle
Kocaman
TÜRKİYE HALK BANKASI
Yazılı
Vallahi billahi de
Beş kuruş almadım o reklam için *

* Can Yücel, Arkamdan Konuşmasınlar Diye


Friday, 4 November 2011

CHOSEN - BANFIELD feat. ERNESTO


Çocukluğumdan beri ne bayramları ne de yılbaşı kutlamalarını üzerime alınamadım, sahiplenemedim.
Bayramlar, partiler, kutlamalar hep başkaları içinmiş gibi gelirdi bana.

Büyüdükçe anladım ki zaten bayram bana gelmiyormuş.
Bayramlar anneler-babalar için var.
Çocuklar eve gelsinler, çocukluklarındaki gibi anne babalarının yanında olabilsinler, yemek masasından "o tabak" bitmeden kalkamasınlar, üç günlüğüne de olsa büyüdüklerini unutsunlar diye var.

Yarın sabah erkenden yollara düşüyoruz biz.
Üç günlüğüne, eski günlere, eve.
Bayramı getirmeye.

Thursday, 3 November 2011

WEARING OUT MY SHOES - CLUB DES BELUGAS feat. Ian MacKenzie


Kasım, yeni yılın ara pasıdır.
Daha ilk gününden "Yıl bitiyor, ey faniler!" diye bas bas bağırır.
Sonra Aralık gelir ve geldiği gibi biter.
Beni klasik Kasım paniğim sardı.
Çünkü biliyorum; yıl yine bitecek.
Sonra yenisi gelecek, o da bitecek!
Bari bu seferki gerçekten yeni olsa.

Tuesday, 25 October 2011

HELP IS COMING - AYO


Tanıdığım en güzel delilerden biri O.
Adını bilmiyorum, çünkü her seferinde başka bir şey söylüyor.
Nerede yaşar, nereden gelir; kadın başına Karaköy'de ne yapar hiçbir fikrim yok.
Bir anda yanınızda belirir ve bir şeyler anlatmaya başlar.
O'ndan korkar ya da tiksinirseniz bir daha yanınıza uğramaz.
Sağ olsun beni sever, ben de onu severim.
Bazen sigara ister, bazen hiçbir şey istemez.
"N'apıyorsun aşkım?" der, "ne yazıyosun ulan yine, işin yok mu senin?" der. İşimin yazmak olduğunu anlatmama rağmen, "öyle iş mi olur lan? Uydurma!" der ve kendine kendine güler.
Her sorusuna adam gibi cevap vermenizi ister, siz O'nunla konuşurken birden göbek atmaya başlayabilir, kendi kendine gülebilir, çığlık da atabilir.
Buna alışmanızı bekler.
Zira o saçmalayabilir ama sizin saçmaladığınızı hissederse hemen oradan uzaklaşır.

Kardeşimle telefon konuşmamı dinlemiş, telefonu kapatır kapatmaz yanımda bitti.

- Ne paketi bu? Nereye gönderiyon?
- Van'a.
- Haaa... Van'a... Bi sigara vercen mi? Aaaa... Bu surat ne be? Yakışmıyo sana. Gül be!
- Ne biliyim ya, bu memleket üzüyor insanı.
- Anaaa.... Deliii bu kız... Ben moralim bozuk olunca napıyom biliyon mu?
- N'apıyosun?
- Drama köprüsünü söylüyom. Sonra kendimi tutamıyom, göbek atıyom. Ohhh ne dert kalıyo ne tasa. Sıkılınca öyle yapcan, göbek atıp atıp oyniycan.
- Ben bilemedim o şarkıyı.
- Du bak şöyle... Drama Köprüsü be (H)asan... Dardır geçilmez.... Soğuktur suyu.... Bi tas içilmezzzz.... Bildin mi?
- Yok.
- Ya kız, bak ne diycem, benim iki battaniyem var, birini getirsem koyar mısın senin pakete?
- Sen üşüme sonra?
- Ben sokağa alışkınım be aşkım, oradaki çoluk çocuk donmasın. Hem ben iki göbek atarım ısınırım.

Battaniyeyi getirmedi.
Beklemedim de.
Zaten çoktan unutmuştur.
Güzel paketler yaptık biz, babannemin ördüğü ama hiç kullanmadığımız atkılarımızla; umutlarımızı, iyi dileklerimizi, dualarımızı koyduk içine.
O'nun yerine bir tane de battaniye ekledik.
Yarın sabah yine biter dibimde, bi sigara ister, kendi kendine güler gider.
O hayattan, dertten, tasadan muaf.
O'na bütün sigaralar helal.

Saturday, 22 October 2011

How Many Loves - Naomi

Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. (Matta, 7:7)

Friday, 14 October 2011

ONE LAZY MORNING - BRETT ANDERSON


Ben bir hesap yaptım;
Birinin seni anlayabilmesini sağlamak; birini anlayabilmek için daha çok yüz,
Sadece sana ait bir günde gözlerin yanana kadar okumak, yazmak için daha çok bin,
Telaşsız, kavgasız yaşayabilmek için çok milyon sabır lazım.
Özgür olmak içinse ölene kadar sabretmek lazım.

O zaman allah sabır vermesin.
Sabır diledikçe sabredecek şeyler artıyor.
Zaten sabretmek, ertelemekten fazlası değil.

Wednesday, 12 October 2011

50 Mila - Nina Zilli feat. Giuliano Palma


Nereye saparsan sap,
Sonunda her yol Roma'ya çıkar.

Roxanne - Ayanna


Sabah evden çıktım, hava gayet Londra.
Bi inceden, azıcık sinsiden yağmur yağıyor.
Şapkamı taktım, montumun önünü kapattım, derin bir nefes aldım.
Anında havaya girdim, sanırsın Covent Garden'a yürüyorum, hiç bozmadım.
Kulaklığımı taktım, müziğin sesini iyice açtım.
Karaköy sahilinden ağır ağır yürümeye başladım.
Melankoli moduna girmeme tam 20 saniye kalmışken...
Yoldan geçen taksiden bir kadının üstüne su sıçradı, kadın taksinin arkasından bağırıp eş zamanlı el kol hareketi yaparken elindeki şemsiye hem tıknaz hem esnaf bi abinin gözüne girdi, karşılıklı çemkirdiler; -ona n'oluyorsa- olaya simitçi de müdahil oldu. Ben müziğin sesini biraz daha açtım. Alt geçide indim. Geçidi yer yer su basmış, paçalarım ıslandı, söylendim. Ben söylenince "ulan niye hep size çıkıyo bu kazı-kazanlar"cı milli piyango bayiisi huysuz abi "alt yapı yok işte kardeşim" dedi, böcek ilacı satan dükkanın çırağı "sen asıl bizim mahalleyi görücen abi" dedi. Müziği kapattım, kulaklığımı çıkardım, gittim simit-karper aldım.
Simitçi 25 kuruş eksik verdi, helal et abla dedi, helal ettim.

Ajansa girdim.
Hava gayet İstanbul.
Montumu çıkardım, bilgisayarı açtım, suratımı astım.
Al sana yağmur!

Ulan İstanbul, ne gıcıksın.
İnsana bi melankoli, bi trip olsun, ne biliyim bi romans bile yaptırmıyorsun.



* Şarkı, Ayanna'nın daha geçen ay çıkan Truthfully isimli albümden.

Monday, 10 October 2011

YAMUK MU VAR? - MFO


Allahım yekten soruyorum:
Acaba beni bi külkedisi olsun, ne biliyim bi memur olsun o minval yaratmış olabilir misin?

Twitter'a baktıkça moralim bozuluyo yemin ederim.
Herkesin ne kadar renkli, her anı aksiyon, "keyif" dolu hayatı var.
Ben niye bu kadar sıradanım?

Yok yağmurda kahve keyfi mention Hüseyin, yok efendim bilmemne partisindeyiz foursquare.
Yok eniştemle sushi yedik instagram, yok öğlen Beyoğlu'nu turladık Osman'ı tag'le facebook.
Ben sabah işe geliyorum, sonra akşam eve gidiyorum.
Dükkandayım ben hep, hani bana foursquare?

Hani nerde yaratıcı, asi kişilik?
Hani en şakalı reklamcı dünyası?
Hani şöhret, para?
Hani çalsın sazlar, oynasın kızlar?

Alem gezmede, tozmada
Ben hep aynı word dökümanında.
Ben yazar olacaktım, eşşek oldum.
Bu işte bi acayiplik var sevgili Allahım.
Yarın sabah toplantıdan sonra bi beş dakika konuşalım mı?
Aa dur ya, sunum vardı, akşam üzeri diyelim mi?
Ya da dur ya, ben seni çaldırıcam.

06 Yamuk Mu Var by moodtrack

* Fotografı Berlin'de çektim.
** Şarkı, MFO'nun yeni albümünden

Tuesday, 27 September 2011

The Adventures of Rain Dance Maggie - RED HOT CHILLI PEPPERS


"Duygular için “başarı” adlı bir düş vardır, akıl için de “çalışma” adlı bir gerçek..
Biz başarıyı severiz, çalışmayı değil.
Başarıyı öyle çok severiz ki hırpalamaktan korkar, ona el yerine göz koyarız.
Yeryüzünde “çalışmak” kavramını bizlerinki kadar öpmüş ulus yoktur.
Çalışmak bizim dilimizdir.
“Çalışmak” seni öpüyorum.
Belki bir gün sen de bizi öpersin!" *

Red Hot Chilli Peppers The Adventures of Rain Dance Maggie by 981freefm

* Özdemir Asaf, Yuvarlağın Köşeleri

Tuesday, 20 September 2011

Mumford & Sons - To darkness


Ya siyah ya beyazsınız hep.
Hiç bıkmaz mısınız?
Mavi mesela; çıkarıp versem cebimden, almaz mısınız?
Sıkılmaz mısınız hep aynı şarkıyı dinlemekten?
Birazcık da siz söylemez misiniz?
Bilmediklerinizden korktuğunuzdan olacak; hep bildiğinizi okursunuz.
Bilmediklerinizi biz yazıyoruz bazen, merak edip bakmaz mısınız?
Hep haklı olmaktan yorulmaz mısınız?
Hiç kafanız karışmaz mı?
Bazen sabahları sizin de başınız ağrımaz mı?
Karanlıktan korkmaz mısınız siz de?
Ayağım kayar da düşerim diye kaygılanmaz mısınız?
Ya siyah ya beyazsınız hep.
Arada bir de olsa, bunlar kim diye sormaz mısınız?



* Emre Ünaylı'nın istek şarkısıdır.

BREAKING HEARTS - JAMES VINCENT MCMORROW


Bir zaman yürüdüğümüzü hatırlıyorum.
Bir ağaç gölgesi bulup soluklanacaktık.
Biraz uyurduk, bulutlara bakardık, belki şarkı bile söylerdik.
Bir ara dönüp arkama baktım, yalnızım.
Yine gölgemi sen sanmışım.



* Deniz Yaşar'ın istek şarkısıdır.

Tuesday, 13 September 2011

RADIO SOL - DE-PHAZZ


Bizim oralarda Eylul yazdan sayilir.
Eylül, yazın 90+3'üdür.
Okul acilmadiysa hala denize girebilir, evde yalinayak gezebilir, gece arkadaslarinla bisiklet turuna cikabilirsin; günler kısalır ama yaz her geçen gün uzar.

Zaten bize kalsa Ekim de nispeten yaz sayilir; Eylül'ü kıskandığından olacak güneş inadına açar, hava nispet olsun diye ısınır. Bizim oralarin sonbahari Kasimdir. Yapraklar o zaman kizarir,
kış geliyormus gibi yapar masuscuktan, sonra birden pastirma yazi peydahlanır.
Uzun lafın çok kısası, bizim oralarda yaz bitmek istemez.
Hani sonbahar moduna girerler varsa hatırlatayım dedim, benim daha bir buçuk ay yazım var.
Beklerim.

06 - De-Phazz - Radio Sol by DrMalBumsen

Thursday, 8 September 2011

WORK IT OUT - BROOKLYN FUNK ESSENTIALS


Sen'ta leo ki aku ta
Pare harti ke grafe ta*

*Sana söylüyorum dinle beni
kalem kağıt al yaz bunları

08-Brooklyn Funk Essentials - Work it Out by Slawomir Luczak

Fotografı Bozcaada Rum Mahallesi'nde çektim.

Monday, 5 September 2011

SMILE - JAMIROQUAI


Bu akşam Kuruçeşme'deyiz.
Jamiroquai çalacak, biz masusçuktan dans ediyormuşuz gibi sağa sola sallanıcaz.
Günlerden Pazartesi değilmiş gibi yaparak...

Jamiroquai - "Smile" by Jamiroquai1

Sunday, 4 September 2011

Di Zilberne Chassene - Amsterdam Klezmer Band


Ne zaman hazırladık o valizleri
Ne zaman atladık arabaya hiç hatırlamıyorum
Annemle kahvaltı ediyorduk sanki...
Sonra bir ara babamla maç izliyorduk...
Bir ara içim geçmiş
Verandadaki salıncağa atmıştım kendimi
Gözümü bir açtım ki... evdeyim.
Aynı hatayı yine yaptık.
Ya hiç gitmeyecektik ya da dönmeyecektik

Di Zilberne Chassene by moodtrack

Monday, 29 August 2011

Chan Chan - Buena Vista Social Club


Büyüdüğün evin verandasında, annenin binbir özenle diktiği çiçeklerin arasında oturmak
Mutfaktan gelen mis gibi yemek kokularıyla sık sık acıkmak
Dolapta her zaman taze meyve bulmak
Maydanoz almaya markete gitmek yerine elinde küçük bir bıçakla bahçeye inmek
İki blok arkadaki komşu hapşurduğunda bile duyabilmek
Tek gürültünün sana kafayı takan arının varlığı olduğunu bilmek
Akşam üzeri fıskiyeleri açıp çimlerin üzerine kendini atmak
Biz buna kısaca bayram diyoruz.
Buralarda hemen hemen her gün kutlanan cinsten.
Bizim gibi fanilere senede iki hafta nasip olanından.

Buena Vista Social Club - Chan Chan by World Circuit Records

Wednesday, 24 August 2011

CANDY - PAOLO NUTINI


Bazen çok eksik, çok yarım kalıyorum.
Burada olmamalıymışım gibi.
Nereye gitmem gerektiğini biliyormuşum da, yorgunluktan oturup kalmışım gibi.

En yakınımdakini bile tanımıyormuşum gibi
Başıma gelecekleri biliyormuşum da, düşünmekten bıkmışım gibi.
Hem zaten ne desem olmayacakmış gibi.

O anlarda ne bir kelime çıkıyor ağzımdan, ne de elim tek bir satır yazıyor.
İşte o zaman şarkılar çalıyor, ben susuyorum.

Paolo Nutini - Candy by LoungePleasure

Friday, 19 August 2011

Ta Smyrneika Tragoudia - Giorgos Dalaras


Giorgos Dalaras, (Yorgo Dalara olarak okuyunuz zira George Dalaras Yunanca olmayan dünyalı adıdır :) İstanbul'a ikinci kez geliyor ve ilk konserinin tadı hala damağında kalmış olan ben bu tarihi anı Bozcaada sahillerinden kaçırıyorum. Kalpike ntounia! *

O ne güzel şarkılar çalar, söyler şimdi.
Ha sahi Yorgo, sen bu İzmir şarkılarını kimden öğrendin?**



* Yanlış / Talihsiz dünya (kahpe dünya gibi:)
** Şarkının sözlerinden

Wednesday, 17 August 2011

MY BABY JUST CARES FOR ME - NINA SIMONE (M.Q edit)


Dünyaya hoş geldin Uras.
Şu an farkında değilsin ama hayatının en güzel günleri bunlar.
Herkesi yüzündeki bir gülücükle mutlu edebileceğin, ağzından çıkan ilk kelimenin alkışlanacağı, ilk adımını attığında ayda yürüyen ilk insan misali an be an görüntüleneceğin günler.
Mesela, renk renk çorapların olacak, seni görmeye gelenler sana oyuncaklar getirecek.
Bir çoğunu kırıp dökeceksin ama her seferinde yenileri gelecek.
Çok sevilecek ve bilmeden çok seveceksin.
İlk kez bir kuş gördüğünde, ilk kez denize ayaklarını soktuğunda mutluluğun tarifsiz olacak.

Ve sonra hepimizin başına gelen senin de başına gelecek.
Büyüyeceksin.
Sen büyürken bazıları büyümeyecek, buna canın çok sıkılacak.
Kalbini kıranlar, hayallerini yıkanlar olacak.
Dünyayı ve insanları anlamaya çalışacak; çok vakit geçmeden bundan bıkacaksın.
Sakın üzerine alınma.
Hepimize aynısı oldu.
Sorun bizde değil, hayatta.

O günlere kadar dünya senin etrafında dönecek.
Bunun tadını çıkar.
Hem biliyor musun, insan büyürken yaşlanmak zorunda değilmiş.
Bunu ben de yeni öğrendim, aramızda kalsın.

Nina Simone - My Baby Just Cares for Me (Michel Quazar edit) by Michel Quazar

* Bu şarkı Uras bebek için.

Tuesday, 16 August 2011

ALL AT SEA - JAMIE CULLUM


Alışmadık bünyede tatil durmuyor.
Şezlonga oturup kitap okurken, ara sıra gözler inceden kapanırken, yersiz bir yabancılaşmada ve mütemadiyen panikteyim: "benim bi yapacak bi işim yok muydu?"
Denize doğru bir boş bakma hali, mesai bilinciyle kitap okuma ciddiyeti, düzenli olarak saati kontrol etme ve denize sanki toplantıya giriyormuş ciddiyetiyle girme...
Böyle tatil mi olur?

Tatil yapmak kesinlikle profesyonellik gerektiriyor.
Ben çok iyi tatilciler biliyorum, daha valiz hazırlarken kafalarında "copacabana" çalmaya başlar onların. Onlar, öyle bir tatil yaparlar ki kıskanırsın.
En güzel balığı onlar yer, en parlak denize onlar girer, en iyi onlar bronzlaşır.

Tıpkı çalışır gibi disiplinle ve sorumlulukla yaymayı bilmek lazım.
"Boş boş oturmayın ulan, kalkın bir şey yapın" der gibi plajdakilere bakmamak lazım.
Sudoku olsun, tavla olsun, vakit geçirecek ve kafanı boşaltacak tüm tatil enstrümanlarını ustalıkla kullanmak lazım.

Tatil yapmayı da unutmuşuz vesselam.
Bana, çocukluğumun yazlıkçı günlerini unutturanlar utansın o zaman.
Ben de tatil diye sayıklayıp hakkını verememekten utanayım.

Hah bak şu yan şezlongtakine, ne iş yaptın da bu kadar yoruldun arkadaş, ben böyle güzel yayan görmedim.

All At Sea- Jamie Cullum by Kibin

Saturday, 13 August 2011

Il treno va - Toto Cutugno


Bir, ikinin varlık sebebidir.
Başlamaktır.
Yola çıkmaktır.
Çok uzun süre geçmiş gibi hissedip daha yolun başında olduğunu anlamaktır.
Çünkü zaten yol iki yer arası değildir.
Yer, iki yol arasıdır.

* Bu şarkı Zo için.

Friday, 12 August 2011

Sing Sing Sing (With a Swing) - The Benny Goodman Orchestra


Çoğu zaman kendi kendime konuşurum.
Ama kendime "siz" diye hitap ederim.
Saygılı, mesafeli, terbiyeliyimdir.
Kendimle öyle çok yüz göz olmayı sevmem.
Beynim biraz kalabalıktır, böyle big band gibidir, siz derken bazen sadece kendimi kast etmem.
Hele bazı günler o kadar akıllıyımdır ki ne dediğimi ben bile anlamam.
Tıpkı şu an olduğu gibi.

Benny Goodman Band - Sing Sing Sing by the.wall.mall


Tuesday, 9 August 2011

I SEE IT - SOAKED


Günlerden Cumartesi olsun, aylardan Ağustos.
Saatlerden güzellik, denizlerden Ege.

Bi dalıp çıkmışız suya
Önce inceden bir İmbat ensende, hemen arkasından kuş gibi hafif bir şarkı kulağında.
Şehirdeki faniler tam o anda, sinirde, streste, toplantıda;
Biz ne güzel uzatmışız ayaklarımızı taaa karşı kıyıya.

SOAKED benzeri diğer sanatçıları Myspace Müzik 'de bulun

YMCA - PROFITERROR


Eğer çocukluktan beri işiniz gücünüz kafanızdan hikaye kurmak olduysa,
Okul hayatınızda en başarılı olduğunuz anlar kompozisyon yazdığınız sınavlarsa,
Üniversite seçiminizi bile bol bol okuyup yazabileceğiniz bir bölüm üzerine yaptıysanız,
Tek hayaliniz bütün gün hikaye kovalamak ve üstüne para kazanmaksa,
Birbirimize çok benziyoruz demektir.

Miami Ad School İstanbul'daki "story writing" derslerimizde de işimiz gücümüz hikaye yazmak.
Bazen çocukluk anılarımızı deşiyoruz; kimi zaman hiç tanımadığımız insanları anlatıyoruz birbirimize. Amacımız tek; iyi bir hikaye yazmak.

Ve bugünlerde Miami Ad School İstanbul'a konuk öğrenci alıyoruz.
"Aaa ne güzel geliyim ben yaa" diyen olursa yapması gereken tek şey "en iyi Yılmaz Morgül tarzı tweet"'i yazıp @MAS_istanbul'a göndermek ve konuk olmaya hak kazanırsa benim dersime gelirken bana grande non-fat cafe frappuccino almak :)

Ne demişler;
Yılmaz Morgülen iyi güler ********
Ya da gülmez bilmiyorum. Hayat çok zor.

YMCA ******* by profiterror


Monday, 8 August 2011

IT DON'T MEAN A THING - Louis Armstrong & Duke Ellington (electro remix)


İstediğiniz kadar bağırın, çağırın
Telefon edin, üstüne bi de mail atın
Söylediğiniz hiçbir şeyi duymuyorum ki!
Bugün size Pazartesi
Bana her gün Cumartesi!
Du-bap du-bap du-bap du-bap
Nası?
Toplantı mı başladı?
E iyi tamam, siz toplaşın, sonra olaysız dağılın.

Louis Armstrong & Duke Ellington - it aint no thing (Thomas Moon & dj Dunya ELEKTRO SWING rmx) 2011 by Naturall productions

* Gülay Tekneci'nin istek şarkısıdır.

Sunday, 7 August 2011

AQUALUNG - JETHRO TULL


Aslında içine kapanık bir çocuktum ben.
Bir gün bisikletten düştüm, dünyayı tepe taklak gördüm, hayatım değişti.
O güne kadar bildiğim ne varsa unuttum.
Öğrendiklerimi cebime koydum, yenilerini duydum.
Bana ne söylendiyse tam tersini yaptım.
Böyle daha iyi oldu.
Çok güzel yemek yaparım, mesela şansa inanırım.
Geç kaldığımı hiç düşünmem.
Birileri benden erken gelmiştir mutlaka.
Hayat benden, ben ondan razı.
Sorum yok.
Cevap bizzat benim.

Jethro Tull - Aqualung by user6419585

* Efe Kaptanoğlu'nun istek şarkısıdır.

SUPERSTITION- STEVIE WONDER


Pazar, haftanın en sinsi günüdür.
Samimiyetsizdir.
Arkana yaslanıp bugün tatil desen hemen ensende belirir, adamın moralini bozar.
Kulağına pis pis fısıldar: "benden duymuş olma ama yarın iş var!"
Biliyoruz tamam.
Bi sus.
Saat 23.25
Günlerden hala Pazar.

Stevie Wonder - Superstition by rhnksyy

Thursday, 4 August 2011

THINGS WE DO - NILS KROGH


- Nassınız bi şey teyze?
- Nası olalım, sıcaklarla uğraşıyoruz çocuuuuum.
- N'apıyosunuz peki tam olarak? Uğraşmaktan kastınız ne?
- E yanıyoruz evlatçım, terliyoruz, tükeniyoruz.
- Hım. Sıcakla uğraşmak diyince bi mücadele başlattınız filan sandım. Ne bilim toplaşıp soğuk füzyon denemesi mi yapıyolar artık dedim. Yine bi soğuk hava gelsin duası olabilir. Ama görünen o ki sıcak sizinle uğraşıyo. Takmış size kafayı haberin olsun. Siz de sıcakla sıcak olmayıverin bi şey teyze.
- İşin yok di mi çocuuuum?
- Yok yeminle.

Things We Do by moodtrack

I AM NOT A ROBOT - MARINA AND THE DIAMONDS


Her düştüğünde biri tutsun kaldırsın istiyorsun ya elinden
Hah işte onu unut.
Bir yere koşuyordun, biz bakıyorduk arkandan
Sonra düştün.
Kendi kendine kalkıp tekrar yürüyeceksin, sonra koşacaksın ve biz yine arkandan bakacağız.
Hem zaten hak bellediğin yolda yalnız gideceksin.
Sahi sana söylemiş miydim?
Tesadüf, kaderin göbek adıdır.

I Am Not A Robot - Marina And The Diamonds by RootMusic

*Ahmet Şenol Koyuncu'nun istek şarkısıdır.

Monday, 1 August 2011

YALAN DÜNYA - JULİDE ÖZÇELİK


Bazen istediğin gibi gelmiyor yan yana iki kelime.
Boş dökümanı açsam, kafamdakiler sırayla aksa, kendi kendilerine cümle oluverseler bir gün de.
Olmazlar.
Adamı süründürürler peşine.
Rüyasına bile girmeyi bilirler de...
Bir güzel sıraya girip cümle olmazlar.
Olmayın bugün de ne yapalım.
Ben yarın devirmeyi bilirim sizi.

Julide Özcelik - Yalan Dünya by ozgucyigit

Sunday, 31 July 2011

I SHALL SING - THE WAILERS (LIVE)


La si do, la si do
Yürürüm hayatı
Var olmaktır işim
Var olmak ağır iş
Başka iş istemem

* Ferhan Şensoy, Boş gezen ve kalfası (1991)

The Wailers - I Shall Sing by babylonistanbul

Thursday, 28 July 2011

FREE ME - JOSS STONE


İstanbul Caz Festivali, bu akşam Santral İstanbul'daki Joss Stone konseriyle sona erecek.
Peki ben ilk albümünden bu yana ilgiyle takip ettiğim, canlı performansını görmek için sabırsızlandığım Joss Stone'u kaçırır mıyım?
Kaçırırım tabii.
Aynı akşam Galatasaray - Liverpool maçı olursa çok da güzel kaçırırım.

Sevgili Joss, sen bilmezsin
söz konusu Galatasaray olunca gerisi caz, biraz da hicaz.
Kusura bakma, başka sefere artık.

Joss Stone - Free Me by Studio808